“`html
Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek’in kültürel mirasını yaşatmak amacıyla Star Gazetesi tarafından düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri’nin 2025 yılı kazananları açıklandı. Bu yıl 12.’si gerçekleştirilen ödüllerde, M. Fatih Andı, Turan Karataş, Ahmet Murat Özel, Melike Günyüz, Samed Karagöz ve Bedir Acar’ın bulunduğu jüri, toplamda 8 farklı kategoride 9 ismi ödüle layık gördü. Celal Fedai, Tarık Tufan, Peren Birsaygılı Mut, Merve Uygun, Hasan Bozdaş, Dia al-Azzawi, Ayşe Sevim ve Bayram Bilge Tokel gibi isimler çeşitli dalarda ödül alırken, çizer Hasan Aycın “Necip Fazıl Saygı Ödülü”nün sahibi oldu. Onun sanat dünyasına kattığı değer, ince ve derin mizah anlayışıyla sanat, düşünce ve siyaset alanlarına açtığı pencereler nedeniyle bu ödüle layık görüldü. Aycın, “Necip Fazıl Saygı Ödülü” dolayısıyla bir araya geldiğimizde, Üstad ile geçirdiği anıları paylaştı.
“Necip Fazıl ismi benim için oldukça tanıdık bir kavramdı” diyen Hasan Aycın, ünlü şairi ilk kez Balıkesir’de yaşayan dedesinden duyduğunu belirtiyor. “Ben bir köy çocuğuydum. O dönemde dış dünyadan neredeyse haberimiz yoktu. Fakat dedem sık sık bazı değerli isimlerden bahsediyordu. Ben de, dördüncü sınıfa geçerken onun yanına gidip Kur’an tilaveti yapıyordum. Dede torun sohbetlerimizde isimleri de sıkça duyuyordum. İşte o sohbetler arasında, Necip Fazıl Kısakürek de geçiyordu.” Henüz 9-10 yaşlarındayken bu isimleri, “Dedemin arkadaşları” olarak düşündüğünü paylaşan Aycın, “Sonrasında bu isimlerin her birinin ne kadar önemli olduğunu anladım” diyor. Aycın, Necip Fazıl’ı tanıma fırsatının kendisini çok mutlu ettiğini vurgulayarak onu 70’lerin sonlarında tanıdığını belirtiyor. “Üstad, üniversite yıllarımda birkaç kez davet ettiğimiz bir kişiydi,” diyerek hatıralarını paylaşıyor.
Aycın, 1980 İhtilali sonrası zorlu günlerde Necip Fazıl’ı Bursa’da ağırladıkları bir konferans anısını paylaşıyor: “1970’li yıllarda gençler olarak birçok aktivitenin içinde yer aldık. Eğitim alanındaki bu gelişmelere katkıda bulunmak için Bursa’da Milli Türk Talebe Birliği’nin şubesini açtık. Ben de bu oluşumda görev aldım. Aynı zamanda Yenidevir gazetesinde çizimler yapıyordum. O dönemde, Üstad’ı Bursa’ya konferansa davet ettik. O sırada yoldaşlarımla birlikte Mudanya’ya giderek onu karşılamak için hazırlandık. Vapur geldiğinde, karşımızda uzun bir bekleyişin sonunda, Necip Fazıl’ın bulunduğu kayaların üzerinde bir ihtiyarı bulduk. Üstad bizi görünce, “Bekleyin, bekleyin gelecek” diyerek beklediğimizi kontrol etti.”
“Hepimiz meselelerin artçı sarsıntılarını hissettiğimizde çok etkileniyorduk. Bursa’da yaptığımız o konferansta Üstad, İstanbul Beyazıt Meydanı’nda yapılacak miting için ‘Denize dalın’ dediğinde herkes coşkuyla hazırlanmaya başladı. İşte o gün Ayasofya’nın açılışını görmek de nasip oldu. Ayasofya’nın kapalı günü bugün artık yok, onun açıldığını görmek büyük bir mutluluk.” Aycın, ödül dinleme sürecini de değerlendirerek, “Ödülü hak etmek için yaptığım her şeyin karşılığını almalıyım. Necip Fazıl Ödülleri’nin bereketli bir geleneğe dönüşmesi, onun hatırasını yaşatmak adına önemli bir adım.” sözlerini ifade ediyor.
Aycın, Necip Fazıl’ın ona sağladığı ilham kaynaklarından da söz ederek, “Necip Fazıl, dönemin tek sesi olarak öne çıkmıştır. Düşüncelerimiz ise onun yıldızı etrafında şekillenmiştir. Necip Fazıl’dan aldığımız mirası taşıyan birçok arkadaşım olduğu gibi, ben de onun çizdiği yolda ilerlemeye çalışıyorum” diyerek duygularını paylaşıyor. Ayrıca, Sezai Karakoç’un hatıralarının kendisi için önemli bir referans kaynağı olduğunu, onun eserleri ile tanışmasının Necip Fazıl’dan sonraki aşama olduğunu belirtmektedir.
Aycın, yıllar içinde yaptığı çizimlerin Üstad’a ulaşmış olup olmadığını bilmediğini ancak, “Çizimlerimin ona ulaşmış olabileceğine inanıyorum. Yıllardır yaptığım çalışmalarımda, onun mirasından ilham aldım. Edebiyat dünyasında yer almak kolay değil, ama bir şeyleri başarmak için çabalıyorum” diyerek sözlerini tamamlıyor.
“`