İki kadının gördüğü rüya iktidarı değiştirecek

İki kafadar iş kadını iş için gittikleri bir şehirden İstanbul’a dönüyorlardı. Gittikleri şehirde o kadar yoğun bir gün geçirmişlerdi ki yemek yemeye fırsat bulamamışlardı…

“Yolda yemek yiyecek bir yer buluruz” diyerek akşam vakti yola çıkmışlardı ama kilometrelerce mesafe gitmelerine rağmen bir yere denk gelmemişlerdi…

Girilen yolda gidilen mesafe arttıkça yorgunluk ve açlık etkisi de iyice artıyor ve bu iki kadının halet-i ruhiyesini ele geçiriyordu. Neredeyse Somali’den yardım isteyecek bir psikolojinin etkisindeydiler.

Gayet doğaldı bu. Çünkü tok karna bile çıksanız, yol zaten acıktırır insanı. Bu iki kadın ise yola aç çıkarak baştan kural hatası yapmışlardı.

Hataları ile baş başa biraz daha ilerledikten sonra aracı süren kadın çölde bir vaha görmüş gibi sevindi. İleride gördüğü dev ışıklı tabelada “Acılı Adana yazıyor” diye yanındaki arkadaşına müjdeyi verdi. Sonunda yemek yiyecek bir yer bulmanın heyecanıyla yüklendi gaza.

“Acil aç” yetiştirecekti ne de olsa…

Biraz sonra o tabelanın olduğu yere geldiler. Arabayı park edip ciddi ciddi yemek yiyeceklerini düşünerek indiler. Gözleri yemekten başka bir şey görmüyordu iki kadının da…

İçeri girdiklerinde hayatları boyunca unutamayacakları bir şok yaşadılar. Evet içeride “acılı” bir şeyler vardı ama kebaplar değil insanlardı acılı olanlar…

“Acılı Adana” hayaliyle girdikleri yer, bir hastanenin acil servisiydi. Hemen dışarı çıkıp o ışıklı dev tabelaya baktılar. Tabelada “Acil” yazıyordu iyi mi…

Acılı Adana’nın o an onlara Adana’dan bile daha uzakta olduğu gerçeği bir tokat gibi çarptı suratlarına…

Aracı süren kadın yorgunluğun ve açlığın etkisiyle o tabeladaki “Acil” yazısını “Acılı Adana” algılamıştı. Yanındaki arkadaşı da aynı halde olunca, gerçeği acil serviste anladılar…

Bu yaşanmış olayda iki kadının içinde bulunduğu durumun etkisiyle yaşadıkları yanılsamayı hepimiz hayatımızda çeşitli etkenlerle yaşamışızdır. Bilimsel bir açıklaması da mutlaka vardır bu durumun…

Onun için “Acil” tabelasını “Acılı Adana” diye algılamaları komik ama anlaşılabilir bir şey.

Peki bizim siyasi muhalefetten köşe ve ekranlarda muhalefet etmeye odaklı gazeteci ve yorumcuların anlattığım hikayedeki kadınların durumuna benzer halde olmasının izahı ne?
Ya da anlaşılabilir mi?

Hikâyeyi neden mi buraya bağladım?

Anlatayım…
Erdoğan yüzde 50+1’in indirilmesini ortaya atınca koca koca isimler “Erdoğan MHP’yi sırtından atıyor. Cumhur İttifakı dağılıyor” diye klişe yorumlar yapmış, ben de bu köşedeki bir yazımla ve TV ekranında Erdoğan’ın aklından böyle bir şeyin geçmediğini ve neden geçemeyeceğini detaylı şekilde anlatmıştım…

Onlar ise, Cumhur İttifakı’nın dağılması rüyası gördüklerinden ve iktidar olmaya olan açlıklarını bu şekilde gidereceklerine inandıklarından vasatın bile altında kalan yorumlar yaptı.

Sonuç ne oldu?
AKP ile MHP’nin yolları ayrıldı mı?
Ayrılmadığı gibi Erdoğan grup toplantısında partisi açısından MHP ile ittifakın yerel seçimdeki önemine dikkat çekti…

Sizin anlayacağınız siyasette “Acil Adana” hayali görenler acil serviste buldu kendini…

Gerçekten de acil bir müdahaleye ihtiyacı var Türkiye’deki muhalefet-i umumiyenin.

İktidar değişiminin, Cumhur İttifakı’nın dağılmasından değil, Cumhur İttifakı’nın beslendiği sosyolojiyi beslememekten geçtiğini, onları siyasi açlığa itmek gerektiğini ve AKP-MHP birlikteliğini bu sosyolojinin ayakta tuttuğunu belki bu sefer anlarlar…

Anlamazlarsa…

O iki kadının açlığının onları yemek tesisi diye yanlış yere götürmesi gibi muhalefetin iktidara olan açlığı da hep yanlış yerlere götürmeye devam edecek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir